Bu Blogda Ara

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Müslümanlarla görüşmeden din ahlakı yaşanabilir mi?


İnsan, zaruri nedenlerle tek başına kalması söz konusu olmadığı sürece diğer müslümanlarla birarada yaşamalıdır. Çünkü müslümanın güzel ahlakını, fedakarlığını, öğüte karşı boyun eğiciliğini, alçakgönüllülüğünü, sevgisini, sadakatini gösterebilmesi için müminlerle birlikte olması gerekir.

Yoksa bir mümin din ahlakından uzak birine karşı sadakatli olamaz. Kuran ahlakının dışında hareket etmez. İman sahibi olmayan birine karşı teslimiyet gösteremez. Allah'a inanmayan biriyle Allah'ı zikredemez. Bu nedenle Kuran'da tarif edilen hayatı tam olarak yaşayabilmesi için müminlerle birarada bulunması gerekir.

Ayrıca imanlı bir insan için İslam ahlakının insanlar arasında yayılması ve herkes tarafından yaşanması çok önemlidir. Çünkü bu, Allah'ın müminlere yüklediği sorumluluklardan bir tanesidir. Böyle bir çalışma ise müminlerin birbirlerine var güçleriyle destek olmalarını gerektirir. Bu nedenle Allah iman edenlere "kenetlenmiş binalar gibi saf bağlayarak" hareket etmelerini emreder. (Saff Suresi, 4)

Ayrıca bir mümin ancak Kuran ahlakını yaşayan imanlı insanların yanında rahat eder. Allah'ı dost edinmiş olan bir insanın dostluğundan zevk alır. Karşısında güzel ahlaklı ve Allah'a derinden bağlı bir insan görmek ister. Ahirette sonsuza kadar beraber olmak istediği insanlarla, dünyadayken de beraber yaşamayı arzu eder. Allah, dinin bu hükmünü Kuran'da şöyle bildirmiştir:

Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.

(Kehf Suresi, 28)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder