Bu Blogda Ara

26 Temmuz 2009 Pazar

Kuran'a göre peygamberlere karşı saygı nasıl olmalıdır?


"İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik). Onların hepsini alemlere üstün kıldık." (En'am Suresi, 86) ayetiyle bildirildiği gibi, peygamberler Allah'ın seçtiği ve tüm insanlar arasında üstün kıldığını bildirdiği kimselerdir. Allah, peygamberlerine Kendi Katından özel bir ilim vermiş, onları melekleriyle desteklemiş ve cennetiyle müjdelemiştir. Peygamberler her dönemde Allah'ın dinini tebliğ etmekle görevlendirilmiş, insanlara Allah'ın vahyini iletmiş ve onları hak dini yaşamaya davet etmişlerdir. Her ne zorlukla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar bu konudaki kararlılıklarından hiçbir şekilde taviz vermemiş, şevkle ve sabırla mücadeleye devam etmişlerdir. Allah’ın seçtiği ve gösterdikleri üstün iman ve ahlak anlayışlarıyla dikkat çeken peygamberler kuşkusuz ki tüm müminlerin içten bir saygı ve sevgiyle bağlandığı kişilerdir. Kuran'da Allah'a olan sadakatinden övgüyle bahsedilen Peygamberimiz (sav), ayetin ifadesiyle müminler için "kendi nefislerinden daha evla"dır. (Ahzab Suresi, 6)

Bu nedenle tüm müminler peygamberlere karşı kalplerinde büyük bir hürmet ve saygı beslerler. Kalplerindeki bu saygıyı nasıl ifade edecekleri ise Kuran'da şöyle açıklanmıştır:

"Ki Allah'a ve Resulü'ne iman etmeniz, onu savunup-desteklemeniz, onu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için." (Fetih Suresi, 9)

Peygamberlere karşı gösterilen bu saygının günlük hayatta nasıl yaşanacağı Kuran'ın Hucurat Suresi'nde çeşitli örneklerle anlatılmaktadır. Müminlerin Peygamberimiz (sav)’in yaşadığı yerde "yemek saatini gözlememeleri", "kapıların ardından peygambere seslenmemeleri", "seslerini peygamberin sesi üstünde yükseltmemeleri" ve "birbirlerine bağırdıkları gibi peygambere bağırmamaları" ya da konuşmada "elçinin huzurunda öne geçmemeleri" gibi konulara dikkat etmeleri hatırlatılarak bu saygının nasıl olması gerektiği hakkında bilgi verilmiştir.

Bunun yanında Peygamber (sav) döneminde yaşayanlar kadar sonrasında yaşayan tüm müminler de aynı saygı anlayışını kalplerinde sürdürmeye devam ederler. Peygamberimiz (sav)’e olan derin saygılarını, "Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır." (Ahzab Suresi, 21) ayetiyle de hatırlatıldığı gibi tüm tavırlarında onları örnek alarak ve tüm konuşmalarında onları övgü dolu sözlerle ve saygıyla yücelterek ifade etmeye çalışırlar.

Diğer peygamberler için de Allah şöyle emretmiştir:

Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." (Bakara Suresi, 136)

Ayetten de anlaşıldığı gibi diğer peygamberlere de benzer bir saygı göstermemiz uygun olur. Nitekim Allah bir başka ayetinde de şöyle buyurur:

İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir." Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik ve 'içten Sana yöneldik.' Dönüş Sana'dır." (Mümtehine Suresi, 4)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder